23 Haziran 2008 Pazartesi

0-6 aylik bebegin beslenmesi

6 Aylik Bebegin Beslenmesi:

Ilk 6 ay bebekler anne sütü ile beslenmelidir.

Ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürre gibi bulasici hastaliklara, allerjik hastaliklara daha az yakalanirlar ve daha saglikli büyürler.

Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebegin emme gereksinimini azaltacagindan anne sütünden yeterince yararlanmasini engeller.

Dört aydan önce bebeginizin anne sütü disinda suya ya da baska sivilara (bitkisel çaylar, meyve suyu, vb.) ihtiyaci yoktur.

Dogumdan sonra ilk günlerde salgilanan anne sütü çok besleyicidir.

Bebeginizi sik sik (1-2 saat aralarla veya her agladiginda) emzirerek bu sütten faydalanmasini saglayiniz.

Anne sütü ile beslenen bebeklere 4. haftadan baslayarak D vitamini içeren damla ya da surubu düzenli kullaniniz.

Bebeginizi emzirirken rahat bir pozisyonda oturunuz.

Bebeginizin yalniz meme ucunu degil, meme ucu etrafindaki koyu renkli bölümü de kavramasina dikkat ediniz.

Gögüs uçlarinda acima, çatlak gibi durumlar görülebilir.

Böyle bir durumda bebeginizi dogru teknikle emzirmeye devam ediniz. Gögüslerinizi kuru tutun , geçmezse doktorunuza basvurunuz.

Bebeginiz bir meme ile beslenmis ise bir sonraki emzirmede diger meme verilmelidir. Iki meme verilmisse bir sonraki ögüne son verilen taraftan baslanir.

Tüm annelerin sütü yararlidir. Anne sütü ile beslenen bebekler her beslenmeden sonra kaka yapabilirler. Bu durum normaldir.

Emziren anneler her zaman sütyen giymelidir.

Bebeginizi sik besleyiniz çünkü gögüslerin bosalmasi ile süt yapimi artar. Emzirmediginiz durumlarda gögsünüzü elle sagarak veya süt pompasi yardimiyla mutlaka bosaltin.

Bebegin yeterince anne sütü aldigi , haftada en az 150 gr. kilo almasi ve günde en az 6-7 kez bezini islatmasi ile anlasilir.

Emziren anneler günde en az 2 su bardagi süt veya yogurt tüketmeli , tüm besin gruplarindan düzenli olarak yemelidir. Emziren anneler SIGARA IÇMEMELIDIRLER!!! Çay ve kahve içilmemeli veya az tüketilmelidir.

Çalisan anneler sütlerini sagarak saklayabilirler. Anne sütü oda isisinda 6 saat, buzdolabi rafinda 24 saat, derin dondurucuda 6 ay degerini kaybetmeden bekletilebilir. Saklanan anne sütü hiç bir zaman kaynatilmamalidir. Kullanmadan önce kavanoz sicak suda bekletilerek isitilmalidir.

6-9 aylik bebegin beslenmesi

  • 9 AYLIK BEBEK BESLENMESI
  • Bebeginizi sadece anne sütü ile besliyorsaniz, ek gidalara en erken 6. aydan sonra baslamalisiniz. Bu dönemde bebeginize verdiginiz ek gidalarin anne sütünün tamamlayicisi oldugunu unutmamalisiniz. Ek gidaya geçiste, özellikle kati gidalarin verilmeye baslandigi dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilirler. Bebeklerin istem disi yaptiklari bu hareket genellikle 6. aydan sonra düzelir. Bebeginizin beslenme durumu en iyi kilo alislari ile degerlendirilir. Bu sebeple bebeginizi düzenli olarak takip ettiriniz.
  • EK BESINLER:
  • Bu dönemde verilecek ek besinler meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yogurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir.
  • Ek besinler kasikla veya bardakla az miktarlarda baslanarak verilir, daha sonra ögün haline getirirlir.
  • Yeni deneyeceginiz besinleri bebeginiz aç iken alisik oldugu yiyeceklerden önce veriniz.
  • Ek besinlerin hepsine ayni haftada baslamayiniz. Yeni besinleri en az birer hafta arayla beslenme programina ekleyiniz.
  • Yeni besinlerin allerji yapip yapmadigina dikkat ediniz.
  • Bebeginize hiçbir zaman sekere veya reçele batirilmis yalanci meme vermeyiniz.
  • Bebeginizin hoslanmadigi besinleri 2-3 hafta aralarla tekrar vermeyi deneyiniz.
  • Bebeginize vereceginiz tüm yiyceklerin temiz ve taze pismis olmasina dikkat ediniz. Bebeginize 18. ayin sonuna kadar kaynatilmis su veriniz!!!
  • MEYVA SUYU VE MEYVA PÜRESI:
  • Elma, seftali, üzüm, mandalina gibi meyvalarin sulari, tercihen püreleri 1-2 tatli kasigindan baslanarak verilir ve yavas yavas arttirir. Hazirlanisi: Ilk verilecek meyva mevsimine göre elma veya seftalidir. Meyvalar iyice yikanir, kabuklari soyulur, cam rendede rendelenir. Günde bir veya iki kez ögün aralarinda olmak üzere yarim muz veya orta büyüklükte bir meyva verilebilir. Meyva suyu ve pürelerine seker eklenmemelidir. Meyva püreleri yogurt ile karistirilarak bir ögün olarak verilir.
  • MUHALLEBI:
  • 6. ayda baslanir. Genellikle aksam ögünü olarak verilir. Muhallebi pastörize süt veya hazir mamalarla hazirlanabilir. Hazirlanisi: 1 su bardagi pastörize inek sütü, 3 tatli kasigi pirinç unu , 2 tatli kasigi seker ile yapilir. Pirinç unu soguk sütün bir kismi ile iyice ezilir. Kalan süt eklenir ve karistirarak pisirilir. Indirmeye yakin seker eklenir. Hazir mama ( Formül süt) ile hazirlanisi: 1 su bardagi su ve yaklasik 3 tatli kasigi pirinç unu karistirilarak su muhallebisi yapilir. Atesten indirilir, biraz soguduktan sonra 6 ölçek hazir mama toz halinde katilir. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir.
  • YOGURT:
  • Genellikle ikindi ögünü ek gidasi olan yogurt, muhallebi yerine de verilebilir. Hazirlanisi: Süt kaynatilir, elin dayanabilecegi sicakliga (40’C) kadar sogutulur. Bir litre süte 1-2 çorba kasigi süt içinde sulandirilmis bir çorba kasigi yogurt maya olarak eklenir ve yavasça karistirilir. Hareket ettirmeksizin sicak bir yerde 4 saat bekletilir.
  • SEBZE ÇORBASI VE PÜRESI:
  • 6. ayda muhallebiye basladiktan 1-2 hafta sonra genellikle ögle ögününde, 1-2 tatli kasigindan baslanarak yavas yavas arttirilarak verilir. 1. hafta (sebze çorbasi): 4 su bardagi su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatli kasigi pirinç konarak 45-50 dakika agzi kapali kapta pisirilir. Düdüklü tencerede pisirecekseniz 1 su bardagi su ve 15 dakika pisirmek yeterlidir. Tel süzgeçten geçirilir. Bu sulu çorba önce yarim çay bardagi ile baslanir, yavas yavas arttirilarak verilir. 2. hafta (basit sebze püresi): Yukardaki gibi daha az su ile ve 1 tatli kasigi zeytinyagi konarak pisirilir. Havuçlar, patatesler tamamen ezilerek püre haline getirilir. 3. hafta (karisik sebze püresi): Mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginlestirilir. Küçük kaplarda 1-2 gün buzdolabinda saklanabilir. Ancak yesil yaprakli sebzeler (ispanak, maydonoz, pazi vb.) günlük eklenip , hemen tüketilmelidir. Yesil yaprakli sebze içeren çorba

    9-12 aylik bebegin beslenmesi

    Bu dönemde yetiskinler için pisirilen ev yemeklerinin çogunlugu püreler halinde, az baharatli, az tuzlu olarak bebege verilebilir. ***Çocugunuz 1 yasina gelince aile ile birlikte mama sandalyesini sofraya yaklastirarak yemek yemege alistiriniz ve kendi kendine yemesine firsat taniyiniz. Sebze, meyve, köfte, patates gibi yiyecekleri küçük parçalar halinde hazirlayarak önüne koyunuz. Bebeginizi beslemeye baslamadan önce birlikte vakit geçirin, bebeginizle onu cesaretlendirecek biçimde konusun. Beslemeye baslamadan önce agzini açmasini bekleyin. Bebeginiz parmaklariyla mamasini tutmak isterse, izin verin. Sevmedigi besinler için zorlamayin, bir süre vermeyin ve tekrar ayni besini bebeginiz açken vermeyi deneyin.
  • ÖRNEK MENÜ (12 Aylik Bebekler Için)
  • Uyaninca: Anne sütü Sabah: Kahvalti 1 çay bardagi sekersiz süt (120 ml) .½ kibrit kutusu peynir 1 yumurta (gün asiri) 1 tatli kasigi reçel veya pekmez ½ ince dilim ekmek veya 2-3 adet bisküvi Ara: 1 çay bardagi meyve püresi Ögle: 5-6 silme yemek kasigi kiymali sebze püreleri (kiymali dolma içleri, terbiyeli veya sebzeli köfteler, sebzeli tavuk veya balik, kuru baklagil püreleri 5-6 silme yemek kasigi patates püreleri (makarna, pilav, vb) 1 çay bardagi içecek (süt ve/veya su) Ikindi: 8-10 yemek kasigi yogurt Ekmek, evde yapilmis ince bir dilim kek veya 2-3 bisküvi 6 yemek kasigi meyve püresi Aksam: 8-10 yemek kasigi muhallebi veya öglenin aynisi Anne sütü
  • Dr. Aysun Gökalp
  • 31 Mart 2008 Pazartesi

    Doğum Sonrası Bakım

    Cildinizde canlılık belirtileri eksik!

    • Neden?

    Hamilelik ve emzirme sırasındaki hormonal değişiklikler cildi etkiliyor. Özellikle karın, kalça, baldır ve göğüs bölgesinde cildiniz daha az esnek, daha sarkık hale geliyor. Ayrıca kilo artışı kişide kişiye değişeceği için kalça, karın ve baldır bölgelerinin inatçı direnişi nedeniyle her kadının normal vücut ağırlığına dönme süresi de farklı olabiliyor.

    • Nasıl?

    Hamilelik sırasında cilt hem uterus hacminin hem de vücut ağırlığının artışı nedeniyle yoğun bir mekanik gerilime maruz kalıyor. Bu gerilme cildi zayıflatan hormonal değişimler nedeniyle daha da artıyor. Bundan başka östrojenin yağ hücrelerinin aktivitesini artırması nedeniyle adipoz dokularda bir yağ birikimi meydana geliyor. Doğum sonrasında hormonal düzeyin normale dönmesi daha geç olacağı için cildin normale dönüşü emziren annelerde daha uzun bir zaman alabiliyor.

    Selülit ise hipodermis’deki katı kolajen yapıların yağ hücreleri tarafından kuşatılması nedeniyle ortaya çıkan ve rahatsız edici portakal kabuğu görünümü yaratan bir rahatsızlık. Hamilelik sırasında hormonlardan etkilenen alanlarda yağ depolanması tamamen doğal, fizyolojik bir olaydır, vücudun amacı ana rahmindeki bebek için birazcık daha gıda stoklamaktır. Tüm bunlarla birlikte kilo fazlalığının olması selülitli olmak anlamına gelmiyor.

    Bacaklarınızı Rahatlatın


    Onları rahatlatın!

    • Bacaklarımda neden bir ağırlık hissi var?

    Hamilelik döneminde bacaklardaki toplardamarlar ve lenfler gerktiği biçimde çalışmazlar. Isınmanın da artırdığı bu ağırlaşma hissi ile birlikte genelde cildin yoğun bir biçimde kuruduğu görülür.

    • Bu olay nasıl açıklanır?

    Hamileliğin ilk 3 ayından itibaren hormon değişiklikleri nedeniyle damarların esnekliği azalıyor ve kan akışında düzensizlikler meydana geliyor. Bacaklarda bulunan damarlardan kalbe doğru olan kan akımı zorlaşıyor. Hamileliğin ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerinde (trimester) vücut ağırlığında ve uterus hacmindeki artış, kalbe doğru olan kan akımını geciktiriyor.

    Göğüslerdeki Değişim

    • Göğüslerim için neden özel bir cilt bakım ürünü?

    Hamileliğin başlangıcından itibaren göğüs deriniz hacimce artıştan kaynaklanan bir gerileye maruz kalır. Bununla beraber hamileliğin ilk işaretinin göğüslerde bir gerginlik hissi ve hatta acı olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu dönemde mavi bir toplardamar ağı gözle görülür hale geliyor. Göğüsler kas dokuna sahip olmadıkları için, durumları tamamen derinin gerginliğine bağlı oluyor.

    • Tam olarak ne oluyor?

    Kadınlık hormonları süt bezlerinin hacminde bir artışa neden oluyor ve bu da gerginlik hissi yaratıyor. Doğumdan sonra hormonlar normale dönüuor ve göğüslerin hacminde bir azalma söz konusu oluyor. Bu hacim değişiklikleri cildi zayıflatarak esnekliğini kaybetmesine, gevşemesine yol açıyor. Bu nedenle göğüs derinizin gevşemesine engel olmak için hamileliğin başlangıcından emzirme döneminin sonuna dek göğüslerinizin bakımına özen göstermeniz gerekir.

    Hamilelikte Oluşan Cilt Değişimleri

    Güzelsiniz, hem de çok özel bir nedenden dolayı… Hamilelik süresi boyunca cildiniz pek çok değişimden geçecek. 50 yıldan uzun bir süredir Avrupa’daki doğum merkezlerinde kullanılan ve ünlü Expanscience Laboratuarları tarafından geliştirilen Mustela Anne Serisi’nin, bebeğinizi beklediğiniz bu özel dönemde karşılaşacağınız cilt değişimleriyle ilgili sunduğu bilgiler ve öneriler bu bölümde…

    Hamilelikte Oluşan Cilt Değişimleri

    Güzelsiniz, hem de çok özel bir nedenden dolayı.. Dokuz aydan uzun bir süre boyunca pek çok değişik olayla karşılaşacaksınız.

    Örneğin cildiniz, dokuların gerilmesi ile birlikte sadece hamilelik döneminde görülen hormonal bir değişimden etkilenecek, aynı sizin gibi biraz daha duyarlı, daha kırılgan olacak. Hamileliğinizle ilgili sadece güzel anılara sahip olabilmek için yalnızca şu anda yaşadığınız fiziksel değişikliklerle uğraşmayacak, aynı zamanda yakın gelecekte yaşayacağınız değişikliklere de hazırlanmak durumunda kalacaksınız.

    İsterseniz, hamilelik döneminde cildinizin yaşayacağı değişimleri inceleyelim:

    Karın çatlaklarına son!

    Önlem almaya birinci aydan itibaren başlayın!

    • Karın çatlağı nedir?
    Bunlar mor-kırmızı renkten beyaza dönüşen izlerdir ve hamileliğin en önemli işaretleridir. Karın çatlakları hamilelerin yarısından fazlasında görülür.

    • Neden ortaya çıkarlar?
    Hamilelik sırasında hormonların etkisinde kalan ve gerilen dokularda cildin yapısını ve esnekliğini sağlayan kollajen ve elastin lifler iyice gerilerek kopuyorlar. Daha ince ve düzensiz yapıdaki yeni liflerin oluşumuyla telafi ediliyorlar. Bu liflerin üzerindeki deri de daha ince olduğu için ciltte bir yara izi niteliğinde gözle görülür izler ortaya çıkıyor.

    • Neden görünürler?
    Kaçınılmaz olarak hormonal faktörler nedeniyle çatlaklar oluşuyor. Vücut ağırlığındaki artış nedeniyle cildin sıkılığındaki değişim, yani mekanik faktör de etkili oluyor. Ancak çatlakların asıl sorumlusu hormonal değişim. Çatlakların oluşumda kadının hamilelik öncesindeki kilosu, kolajen kalitesi ve genetik faktörler de ayrıca rol oynuyor. Ayrıca karın çatlakları çoğunlukla genç kadınlarda görülüyor. Daha önce yaşanmış olan hamileliklerin sayısının ise yeni karın çatlaklarının ortaya çıkmasında herhangi bir rolü söz konusu değil.
    Bel çevresi genişliği ile karın çatlaklarının varlığı arasında ise herhangi bir bağlantı bulunmuyor.

    5 Mart 2008 Çarşamba

    Gebelikte Son 3 Ay

    Artık doğum hazırlıklarının başladığı ve doğumun gerçekleştiği dönemdir.

    Basur (Hemoroid) Problemi :

    Makatda toplardamarın genişlemesi sonucu kanın o bölgede göllenmesi ile oluşan Basur (Hemoroid), gebelik döneminde sık olarak görülmektedir. Bunun sebebi, rahimin genişlemesi sonucu anal bölgeden gelen toplardamara karşı gösterdiği basınç olduğu saptanmıştır.

    Basur sorunu ile baş edebilmek için; her tuvalet sonrası anal bölgeyi iyi bir şekilde temizlemeli, sebze, meyve gibi besinlere ağırlık vermeli, bol miktarda sıvı tüketmeli, uzun süre ayakta durmamalı, sabah ve akşam olmak üzere ortalama 30 dakikalık oturma banyoları yapabilirsiniz.

    Varis :

    Özellikle gebeliğin son dönemlerinde bacaklarda ve genital bölgede varisler baş gösterebilir. Bunun nedeni, -yine rahim genişlemesine bağlı olarak- rahimin bacaklardan gelen toplardamara baskı yapması ve toplardamarda genişlemelere sebep olmasıdır. Bunun yanında; uzun süre ayakta durmak, sigara kullanmak ve aşırı yemek yemek bu sorunun oluşması için bir etken olarak gösterilirken, bazı gebelik hormonları da bu sorunu körüklemektedir.

    Varis baş gösterdiğinde anne adayı; uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmalı, külotlu varis çorapları kullanmalı ve yatarken bacaklarının altına yastık koymalıdır. Bunların yanı sıra günde bir saat yürüyüş yapılmalı ve bacaklar yaklaşık olarak 15-20 dakika arası soğuk suda bekletilmelidir.

    Bacaklarda Ödem Oluşumu :

    Genellikle gebeliğin son dönemlerinde bacaklarda meydana gelen ödemler, rahimin bacaklarda dolaşan kan üzerinde baskı uygulaması sonucu oluşmaktadır, ancak ciddi problemlere neden olmaz. Fakat el ve yüz şişliklerinin oluşması durumunda doktora başvurmak gerekmektedir.

    Meydana gelen ödemleri azaltmak için, -yine varis probleminde olduğu gibi- uzun süre ayakta durmaktan kaçınmak, yatarken bacakların altına yastık koymak ve tuz tüketiminde dikkatli davranmak gerekmektedir.

    İdrar Kaçırma :


    Özellikle gebelik döneminin son birkaç ayında ortaya çıkan bu şikayet, genişleyen rahimin ve bebeğin başının idrar torbası üzerine uyguladığı basınç nedeni ile oluşmaktadır, ancak bu sorun doğum sonrası kendiliğinden geçer. Eğer idrar yaparken yanma ya da kasık ağrısı duyuyorsanız, bu durumda doktora başvurmakta fayda var

    Nefes Darlığı :

    Nefes darlığı problemi genişleyen rahimin ve rahim içinde büyüyen bebeğin sonucu ortaya çıkan bir şikayettir. Bu şikayeti en aza indirebilmek için bolca dinlenilmeli ve yorucu hareketlerden kaçınılmalıdır. Bu rahatsızlık doğum sonrası kendiliğinden kaybolmaktadır.

    Gebelikte İkinci 3 Ay

    Bebeğin hızla geliştiği ve kendini anneye tamamıyla hissettirmeye başladığı dönemdir.

    Kabızlık :

    Kabızlık, gebelik dönemi boyunca oldukça sık gözlenen bir problem olup, bu sorunun nedeni olarak; sindirim sisteminin işleyişinin genel olarak yavaşlaması ve rahim büyümesinin bağırsakların son bölümüne yaptığı baskı gösterilmiştir. Ayrıca bu rahatsızlık, gebeliğin son dönemlerine girildiğinde Hemoroid (Basur) ve Anal Fissur (Makatta çatlama) sorunlarına da yol açmaktadır.

    Kabızlık ile başa çıkmanın en önemli yolu, diyetinizi düzenlemek, bol sıvı tüketmek ve zengin besin kaynaklarını almakdır. Bol sıvı tüketimi bağırsakların daha rahat bir şekilde çalışmasını sağlayacağı gibi, bebek sağlığı ve gebelik döneminin sağlıklı bir şekikde geçirilmesi için de oldukça faydalıdır. Bunların yanı sıra, anne adaylarının egzersizleri arttırması da, bu problemi en aza indirmekte yardımcı olacaktır

    Yanma ve Ağrılar :

    Bu dönemde anne adaylarının karınlarında görülen ağrı ve yanmaların nedeni, rahimin genişlemesinden kaynaklanmaktadır. Zira gebelik sürecinin ikinci üç aylık döneminde rahim hızlı bir şekilde genişlemektedir ve rahim bu genişleme nedeni sonucu, etrafındaki organlara baskı uygulamakta ve onları sürekli bulundukları yerlerden uzaklaştırmaktadır.

    Gebelik Lekelenmeleri, Cilt Döküntüleri :


    Gebelik döneminde salgılanan bazı hormanlar nedeni ile cildinizde bazı değilikler olabilir. Bunlardan en sık gözleneni cildin bazı bölgelerinin kahverengi bir hal almasıdır. Bu lekeler anne adaylarıın göğüs uçlarında, karın, kasık ve göbek bölgelerinde ve yüzlerinde diğer bölgelere oranla daha sık bir şekilde görülmektedir. Bu lekelerin nedeni henüz bilinmemektedir, yalnız vücuttaki Estrojen Hormonu’na bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Bu lekeler güneş ışığından ve ultraviole ışınlarından kaçınarak engellenebilimektedir, aksi halde bir artma söz konusu olacaktır. Bu nedenle anne adaylarının yaz aylarında güneşte fazla kalmamaları ve yüksek faktörlü koruma kremleri kullanmaları önerilmektedir.

    Gebelik süresinde ayrıca, vücutta döküntüler de ortaya çıkmaktadır ve bunlar zaman geçtikçe kendiliğinden kaybolup gitmektedir.

    Bacak Krampları :

    Bacak krampları, genellikle gebelik döneminin üçüncü ayından sonra daha sık bir şekilde görülmektedir. Bazen oldukça şiddetli olabilen bu krampların nedeni uzmanlar tarafından saptanamamıştır, ancak kalsiyum ve magnezyum eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

    Krampların en aza indirilebilmesi için, bacak ve kalça kaslarının gerilebileceği egzersizler yapılmalı ve uzun süre oturmaktan veya yürümekten kaçınılmalıdır. Kramplardan sonra, kramp giren bölgeye sıcak suyla masaj yapılması rahatlatıcı olacaktır.

    Kansızlık (Anemi) :

    Gebelik süresince günlük demir ihtiyacınız, bebeğin gebelik dönemi boyunca artan ihtiyaçları nedeni ile normal değeri olan 15 mg’den iki katına çıkmaktadır. Genellikle besin yolu ile alınan demir miktarı gebelik döneminde yeterli olmayacağından, ilave olarak doktor tarafından verilen demir haplarına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, dengeli beslenme ve zengin besin değeri olan gıdaların tüketilmesi oldukça faydalı olacaktır. Eğer yeteri kadar demir alınmaz ise; aşırı yorgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi, üşüme ve çarpıntı gibi rahatsızlıklar baş gösterebilir.

    Aşermeler :

    Anne adaylarının, genellikle ekşi ve tatlı yiyeceklere karşı yüksek derecede istek duymaları olarak bilinen aşermenin nedeni bilinmemektedir. Ancak aşerme sonucu tüketilen yiyecekler sindirim sisteminde bir soruna yol açmıyorsa ve başka sorunlara yol açabilecek kadar kalori içermiyorsa tüketilmesinde sakınca görünmemektedir.

    Gebelik Stria'ları (Çatlaklıklar) :

    Stria Gravidarum adı verilen bu çatlaklıklar anne adayların %90’ında görülmektedir. Bu rahatsızlıkta deri dokusunun elastik lifleri birbirinden ayrılır ve altında bulunun tabaka görülür; bu rahatsızlık sonucunda ciltte kırmızı izler kalır ve bu izler gebelikten sonra ince sedef benzeri izlere bürünür.

    Gebelikte İlk 3 Ay

    Bebeğin organlarının gelişmeye başlama ve tamamlanma, ayrıca annenin de gebeliğe adaptasyon sürecidir.

    Bulantı, Kusma :

    Bulantı ve kusmalarda; psikolojik rahatsızlıklar, gebelik sebebi, troid bezinin gereğinden fazla çalışması ya da B6 vitamin eksikliği sebep olarak gösterilmiştir. Bulantılar genellikle 4-8 haftalıkken başlar. Bu durum, gün içinde sık ve az yemek yiyerek azaltılabilir. Ayrıca, yemek sırasında sıvı alınması da anne adaylarını rahatlatacaktır. Eğer sabahları uyandığınızda bulantınız yoksa, yataktan çıkmadan önce açık bir çay içebilir ve yanında tuzlu galeta gibi yiyecekleri atıştırabilirsiniz. Fakat aldığınız tüm önlemlere rağmen bulantı ve kusma olayları devam ediyorsa lütfen doktorunuza başvurunuz.

    Göğüs Hassaslığı :

    Gebelik döneminde bazı hormonların salgılanmasının artması, anne adaylarının göğüslerindeki değişikliklerin başlıca sebepleridir. Bu değişiklikler bazı gebelerde ağrılı olabilir. Bunun için meme uçlarına dokunulmaması ve yatarken sütyen giyilmemesi, ağrıları biraz da olsa azaltabilir.

    Kilo Artışı :

    Gebeliğin ilk dönemlerinde pek çok kadın kendisini rahatsız eden belirtilerden şikayetçi olmaktadır ve bu belirtilerden biri de, gebelik dönemi boyunca baş gösteren kilo artışıdır. Aslında gebelik dönemi boyunca 11-14 kg arasında kilo alınması normaldir ve bu 11-14 kg’nin küçük bir bölümü, gebeliğin ilk dönemlerinde alınır. Belirtmek gerekir ki, gebe kalan zayıf bayanlardan biraz daha fazla kilo almaları beklenirken, kilolu bayanların daha az kilo almaları önerilmektedir

    Kasık Ağrısı :

    Eğer ilk kez gebe kalıyorsanız kasıklarınızda, belinizde ve kalçalarınızda ağrı hissetmeniz normaldir. Zira rahiminiz büyüdüğünden onu tutmakta olan bağ dokuları da gerilmektedir, bu nedenle de ağrı duymaktasınızdır; dolayısı ile bu ağrılar can sıkıcı olsa da, endişe duymanıza gerek yoktur.

    Bu ağrıları hafifletmek için ılık bir banyo yapabilir veya dinlenme egzersizleri uygulayabilirsiniz. Fakat bu ağrılar dayanamayacağınız kadar şiddetli ise, o halde doktorunuza başvurmanız gerekmektedir

    Huy Değişiklikleri :

    Gebelik döneminde anne adaylarında aşırı alınganlık, depresyon ve çeşitli huy değişiklikleri görülmesi normaldir ve bu belirtiler, gebeliğin ilk üç ve son aylarında baş göstermektedir. Mesela; gebeliğin ilk üç ayı içinde bulunan bir anne adayı neşeli bir psikolojiye sahipken, bir anda mutsuz bir psikolojiye bürünebilir. Bu durum, kişi gebeliğe uyum sağladıkça atlatılacaktır. Gebelik döneminin son haftalarında baş gösteren huzursuzluklar ise, doğumla ilgili ve doğum sonrası ortaya çıkacağı düşünülen endişelerden kaynaklanmaktadır.

    Bu gibi şikayetleri olan anne adayları, kendilerinden önce bu deneyimleri yaşayan arkadaşlarından destek alabilir ya da bir doktora başvurabilirler

    Halsizlik, Yorgunluk :

    Gebelik döneminde anne adaylarının halsiz ve yorgun olmaları oldukça sık görülen bir şikayettir. Bunun başlıca nedenleri stres, dengeli beslenmeme ve yeteri kadar dinlenmeme olarak belirtilmiştir. Bu gibi şikayetleri gevşeme egzersizleri yaparak, iyi ve dengeli beslenerek ve yeterince dinlenerek en aza indirebilirsiniz

    Vajinal Akıntı :

    Bu durum, bazı anne adaylarında gebelik döneminin başında görülmektedir ve gebelik dönemi boyunca fazlalaşabilir. Eğer bu akıntı; beyaz bir görünüme sahip, yapışkan ve kokulu ise ve vajinal bölgede kaşıntı oluşuyorsa doktorunuza başvurunuz.

    10 Adımda Sağlıklı Hamilelik

    Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren kendinize hem fiziksel hem de duygusal olarak daha çok dikkat etmeniz gerekiyor. Sizin için önerdiğimiz birkaç basit adımı takip ederek sorunsuz bir hamilelik geçirip, sağlıklı bir şekilde bebeğinize kavuşma şansınızı arttırabilirsiniz.

    1. Prenatal Bakımınızı Erkenden Yaptırın

    Doğum öncesi iyi bir bakım hem sizin için hem de bebeğiniz için çok gereklidir. İlk doğum öncesi muayenenizde ilerde sorun olabilecek her tür durum gözden geçirilecektir, unutmayın. Bu arada eğer düzenli ilaç kullanıyorsanız ya da sağlık problemleri yaşıyorsanız, doktorunuza hamile olduğunuzu mutlaka söyleyin.

    2. Yediklerinize Dikkat Edin

    Bundan sonra iki kişilik yediğinizi göz önüne alarak, daha fazla protein, vitamin ve folik asit, demir ve kalsiyum gibi minerallere ihtiyaç duyacağınızı bilmelisiniz. Buna karşılık günde normalden sadece 300 kalori fazlasına ihtiyaç duyduğunuzu bilmek şaşırtıcı olabilir.

    Az pişmiş yumurta, pastörize olmayan süt ve süt ürünleri, meyve suları, çiğ deniz ürünleri ve soğuk şarküteri ürünlerinden sakınmalısınız. Ayrıca yüksek oranda cıva ya da kirli maddeler içeren balık türlerini tüketmekten de kaçınmalısınız.

    3. Prenatal Vitaminler Alın

    Prenatal takviyelerin çoğu normal vitaminlerden daha fazla folik asit ve demir içerir. Hamilelik öncesinde ve süresince yeterli miktarda folik asit almanız çok önemlidir. Folik asit; bebeğinizin sinirsel gelişiminde görülebilecek ve doğumda oluşabilecek sorunların gerçekleşme riskini oldukça azaltır.

    İdeal olarak, hamile kalmadan bir ay önce günde 400 mikrogram folik asit almaya başlamalısınız. Ayrıca yeteri kadar demir aldığınızdan da emin olmalısınız. Hamilelik süresince, özellikle ikinci ve üçüncü 3 aylık dönemde, demir ihtiyacınız artacaktır.

    Ancak her zaman fazlasını almak iyi değildir. Bazı vitaminlerin fazlası zararlı olabilir. Bu nedenle doktorunuzun onayını almadan çok fazla vitamin ya da doğal da olsa takviye almamalısınız.

    4. Düzenli Olarak Egzersiz Yapın

    İyi bir egzersiz programı hamileliğiniz süresince ihtiyaç duyacağınız gücü sağlayacak, acı ve ağrılarınızı azaltacak ve bacaklarınızdaki dolaşımı hızlandırarak hamilelik süresince yaşayacağınız fiziksel sıkıntıları azaltır. Ayrıca doğumdan sonra formunuza dönmenizi kolaylaştıracaktır.

    Dahası egzersiz stresi azaltmak için da iyi bir yöntemdir. Araştırmalara göre aktif olmak ruh halinize bağlı olarak beyindeki serotonin seviyesini yükseltir.

    Ancak yine de çok ağır bir programdan, fazla terlemekten ve susuz kalmaktan kaçınmalısınız. Ayrıca hamilelik süresince çok sıcak banyodan ve saunadan uzak durmalısınız.

    5. Alkole Hayır Deyin

    Hamileyken alkol almayın. Kan akışınızla plasentadan geçerek bebeğe ulaşan alkol, sizin kanınızda olduğunda çok daha yüksek oranda bebeğinizin kanında bulunacaktır. Ne kadar küçük olsa da bir bardak içki, düşük kilolu bir bebeğiniz olma riskini, ya da doğumdan sonra çocuğunuzun öğrenme ve konuşma zorlukları çeken, dikkat dağılması ve hiperaktiflik gibi sorunlar yaşama riskini arttırmaktadır.

    Günde iki bardaktan fazla alkol tüketen hamile kadınların bebeklerinin fetal alkol sendromu ile doğma ihtimalleri yüksektir. Bu durumda doğan çocuklar zihinsel ve gelişimsel gerilikle doğabilirler, davranış sorunları ve kalp sorunları ile doğabilirler.

    Ayrıca alkol tüketimi, düşük riskine ve ölü doğumlara neden olabilir. Bu yüzden alkol tüketmekten kesinlikle kaçınmalı ve alkolsüz içecekleri tercih etmelisiniz. Eğer bu sorunla başa çıkamıyorsanız doktorunuzu durumdan haberdar etmeli ve yardım almalısınız.

    6. Sigarayı Bırakın

    Sigara içmek de alkol ve uyuşturucu kullanımında karşılaşılan sorunlara neden olabilmektedir. Bazı araştırmalar göstermektedir ki sigara içmek bebeğinizin yarık dudak ya da damaklı doğma riskini arttırmaktadır.

    Hala ikna olmadıysanız, hamilelik süresince sigara içmek, ölü doğumlara ya da doğumdan hemen sonra ölümlere neden olabilmektedir. Sigarayı bırakmak için geç kalmadınız. İçmediğiniz her sigarayla bebeğinize daha sağlıklı olması için yardımcı olmuş oluyorsunuz. Eğer kendi başınıza bırakamıyorsanız, doktorunuzdan yardım almaktan çekinmeyin. Sigara içmiyorsanız bile, sigara içilen ortamlardan uzak durmalısınız.

    7. Kafein Tüketiminizi Azaltın

    Çoğu uzman günde bir iki fincan kahvenin bebeğinize zarar vermeyeceği konusunda hemfikir. Ancak yine de yüksek miktarda kafein tüketimi bebeğiniz için tehlike oluşturabilir. Fazla miktarda kafein tüketmek bebeğinizin düşük kilolu doğmasına sebep olabilir.

    Dahası, kafein vitamin içermediği gibi vücudunuzdaki kalsiyum miktarında da azalmaya neden olabilir. Ayrıca kafeinin bir uyarıcı olduğu göz önüne alınırsa, geceleri iyi bir uyku uyumanıza engel olabilir, baş ağrısına ve mide yanmasına neden olabilir.

    Bu sebeplerle kafein tüketiminizi azaltmanız ya da kafeinsiz çay ve kahve tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır. Ancak kafeinsiz kahvede ve sodalarda bile bir miktar kafein olabileceğini unutmamalısınız.

    8. Çevrenizdeki Tehlikelere Dikkat Edin

    Bazı meslekle sizin ve karnınızda gelişmekte olan bebeğiniz için zararlı olabilir. Eğer rutin bir şekilde kimyasallara, cıva ya da kurşun gibi ağır metallere, bazı biyolojik testlere ya da radyasyona maruz kalıyorsanız, en kısa zamanda bu durumu değiştirmelisiniz.

    Ayrıca bazı temizlik malzemeleri, tarım ilaçları, çözücüler ve eski borularla gelen suda bulunan kurşun gibi maddeler de sizin için zararlıdır. Doktorunuzla günlük yaşamınız ve yaptığınız işler hakkında konuşmalı ve işinizde ya da evinizde tehlike oluşturan durumlardan sakınmalısınız.

    9. Dişlerinizi İhmal Etmeyin

    Ağız sağlığınızla ilgili ayrıntıları unutmamalısınız: diş fırçalamak, diş ipi kullanmak ve düzenli diş hekimi kontrolü. Hamilelik süresince yaşayacağınız hormonsal değişiklikler sebebiyle dişeti hastalıklarına karşı duyarlı olabilirsiniz. Yükselen progesteron ve östrojen hormonları diş etlerinizde plaklarda görülen bakterilere karşı sizi hassaslaştırır ve bunun sonucunda diş etlerinizde şişme, kanama ve hassaslık hissedebilirsiniz.

    Araştırmalara göre, diş eti iltihapları ya da bakteriyel enfeksiyonlar prematüre ya da düşük kilolu doğumlara neden olabilmektedir. İyi haberse doğru şekilde tedavi edildiğinde bu tür sorunlarla karşılaşma riski oldukça düşüktür. Bu nedenle eğer son altı ay içinde diş doktorunuza görünmediyseniz, şimdi check-up' tan geçmenin tam sırası.

    10. Duygusal Sağlığınıza da Özen Gösterin

    Pek çok kadın hamilelikleri sırasında duygusal iniş çıkışlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Ancak, eğer bu değişimlerle çok sık karşılaşıyorsanız, bir depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Eğer iki haftadan uzun süredir keyifsiz hissediyorsanız ve hiçbir şey sizi mutlu etmiyorsa, ya da sürekli gergin hissediyorsanız, bu duygularınızı doktorunuzla paylaşmalı ve profesyonel destek almalısınız.

    Bebeklerde Pişik


    Annelerin sıklıkla karşılaştığı cilt sorunlarının başında pişik geliyor. Cildin bebek beziyle temas ettiği bölgede oluşan kızarıklık ve tahrişe pişik adı veriliyor. Öyle ki İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre 1 -5 yaş arası çocuklarda yüzde 20 oranında pişik tanısı konmuştur. Bebek bezinin hassas bebek cildine sürtünmesi ve bölgenin sık temizlenmemesi sonucu, henüz yeterince gelişmemiş olan cilt üzerindeki koruyucu tabaka iyice zayıflıyor ve zararlı maddelerin cilde kolayca geçmesine sebep oluyor. Aynı zamanda uzun süre kapalı kalan bez bölgesindeki idrar ve dışkı da cildi tahriş ederek kızarıklık ve pişiğe yol açan en önemli sebepleri oluşturuyor. Pişik oluşumunda bebeğinizin poposu kırmızı ve iltihaplı olur, bez bölgesinin çevresinde kabarık şişlikler görülüyor. Bebeğinizin alt bezini sık sık değiştirerek ve her alt temizliğinden sonra düzenli olarak, çinko oksit içeren pişik önleyici kremler kullanarak, pişik oluşumunu engellemek mümkün.

    Pişik neden oluşur?

    Bezin ciltte uzun süre kalması, çok sıkı bağlanmış olması veya bebeğin cildinin aşırı hassas ya da alerjik olması pişiği hızlandıran nedenlerin başında gelir. Bunun yanı sıra bebek uzun süre aşırı kalın giysilerle dolaştığında cildinde oluşan yüksek ısı ve nem de bakteri ve pişik oluşumunu hızlandırır. Bebeğin anne sütünden mamaya veya ek besinlere geçmesi sırasında, diş çıkarma dönemi ile antibiyotik tedavisi süresinde de pişik oluşumu görülmektedir.

    Pişik Oluşumunu Engellemek Tedaviden Daha Kolaydır

    Pişik olan bebek, pişikli bölgesinde yanma, batma ve kaşınma hisseder. Bu da sürekli bir ağlama ve huzursuzlanmaya neden olur. Tedavi edilmeyen pişiklerde, çok kısa süre içerisinde o bölgede yeni enfeksiyonlar oluşur. Bu nedenle pişiğin tedavisinden önce oluşumunu engelleyecek NIVEA Baby Pişik Kremi’ni düzenli olarak kullanmanızda fayda var.

    Bebeğinizi Pişikten Korumanın Yolları

    Bebeğin cildi tahriş edici sert sabun gibi maddelere maruz bırakmayın.
    Kullandığınız hazır bezin sürekli kuru olmasına dikkat edin. Eğer bez ıslak ise hemen değiştirin.
    Bebeğin altındaki kızarıklığı görür görmez, burasını ılık suyla yıkayın ve tamamen kurulayın, daha sonra çinko oksit içeren Nivea Baby Pişik Kremini bolca sürün.
    Bebeğin altının temizi kuru ve serin kalması sağlayın.
    Güneşten mümkün olduğunca kaçının
    Enfeksiyonlara karşı tedbirli olun.
    Pişik kremini gün içinde her alt değişiminde kullanın.
    Bu uygulamalara rağmen bebeğinizin pişiği geçmiyor veya daha iyiye gitmiyor ise hemen doktorunuz ile görüşün.

    Pişik Kremini Nasıl Kullanmalısınız?

    Bebeğin bez bölgesini her değişimde iyice temizlemelisiniz.
    Pişik kreminin özellikle bebeğin cilt kıvrımları arasına da nüfuz etmesine dikkat ederek ince bir tabaka halinde sürmelisiniz.
    Pişik kremini her bez değişiminde kullanmalısınız.

    Nivea Baby Pişik Kremi

    Pişiğin önlenmesinde en etkili çözüm...

    NIVEA Baby Pişik Kremi, "üçlü etkisi" sayesinde pişiğe ve kızarıklıklara karşı koruma sağlar. İçerdiği %20 oranında çinko oksit sayesinde koruyucu bir tabaka oluşturarak cildi ıslaklığa karşı korur, pişiği önler ve ilk kızarıklıkların geçmesine yardımcı olur. Aynı zamanda buğday yağı ile cildin bariyer fonksiyonunu güçlendirir, Pantenol ile cildi nemlendirir ve bakımını sağlar. Alkol ve boya maddesi içermeyen ürün, klinik ve dermatolojik olarak test edilmiştir. İlk kızarıklıklar başladığında, mutlaka çinko oksit içeren, cilt ile ıslaklık arasında bariyer olabilecek pişik önleyici kremler tercih edilmelidir. NIVEA Baby Pişik Kremi, içerdiği çinko oksit sayesinde koruyucu bir tabaka oluşturarak cildi ıslaklığa karşı korur, pişiği önler ve kızarıklıkların geçmesine yardımcı olur. Ancak eğer pişik yara halini almışsa mutlaka bir dermatoloğa başvurulması gerekmektedir.

    Nivea Baby Pişik Kremi

    İçeriğindeki % 20 oranında çinko oksit, koruyucu ve iyileştirici etki sağlar.
    Cildin bariyer fonksiyonunu güçlendiren buğday yağı içerir.
    İçeriğindeki Pantenol cildi nemlendirir ve bakımını sağlar.
    Boya maddesi içermez.
    Dermatolojik ve klinik olarak test edilmiştir.

    Bezli bölgeyi temizledikten sonra cilt yüzeyinde ince bir tabaka kalacak şekilde sürülmesi gereken NIVEA Baby Pişik Kremi, cildin hava almasına engel olmaz. Almanya Beiersdorf Laboratuarları’nda cilt araştırma uzmanları tarafından yapılan çalışmalar sonucunda; idrarın içinde bulunan ve bez bölgesinde tahrişe yol açan amonyağa karşı çeşitli pişik önleyici kremlerin cildi koruyucu etkisi ölçülmüştür. NIVEA Baby Pişik Kremi’nin amonyağa karşı cildi, koruyucu ürün uygulanmamış cilde göre 4 kat daha fazla koruyarak rakipleri arasında en yüksek koruyucu etkiyi gösterdiği kanıtlanmıştır.

    Bebeğinizin Alt Temizliği Ve Bakımı

    Bebeğinizin Alt Temizliği Ve Bakımı

    Bebeğiniz büyüyünceye kadar binlerce kez altını değiştirmeniz gerekecek. İlk zamanlarda biraz çekingenlik hissetseniz bile zamanla eliniz alışacak ve pratikleşeceksiniz. Peki anne ve babaların bebeğin alt temizliğini gerçekleştirirken dikkat etmesi gereken noktalar nelerdir? Sorunun yanıtını bu sayfalarda bulabilirsiniz.

    • Bebek Cildi Hassastır

    Bebek cildi yetişkin cildine oranla ince ve cilt yüzeyini kaplayan koruyucu tabaka henüz yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle cilt dış etkenlere karşı bariyer fonksiyonunu tam olarak yerine getiremez. Cildin tam olarak gelişmesi için birkaç yıl geçmesi gerekir. Özellikle yeni doğan döneminde sık olarak kaka yapan bebeklerin cildinin tahriş olmaması için anne ve babaların dikkat olması gerekir. Bebekler genellikle beslenme sırasında veya sonrasında kaka yaptıklarından, beslenme sonralarında bez değiştirilmesi yeterli olmaktadır. Bebeğin bezinin kakalı olması bebekte huzursuzluk ve cildinde pişiklere neden olacağından, her kaka sonrası bezin değiştirilmesi ihmal edilmemelidir.
    Bebek cildini temizlemede kullanılan ürünler yanlış seçilirse, bu ürünler bebeğinizin cildinde tahriş ve alerjik reaksiyona neden olabilir. Erişkinler için üretilmiş ürünler, bebekler için uygun değildir; genellikle alerjik reaksiyon ve tahrişe yol açarlar. Bebeğiniz için kullanacağınız ürünlerde kimyasal maddeler, koku ve renk veren sentetik maddelerin, alerji ve tahriş yapan koruyucu maddelerin bulunmasına dikkat edilmelidir. NIVEA Baby ürünleri, alerji riskini en aza indirir; ciltle uyumlu pH değerine sahiptir ve alkol ve boya maddesi içermez.

    • Kız Bebeklerin Alt Temizliği

    Kız bebeklerde idrarın çıktığı yer, genital organ olan “vajina” ve kakanın çıkartıldığı “anüs” anatomik olarak birbirine çok yakındır. Genital yapının bu özelliği nedeniyle, kız bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu ve “vajinitis” denilen genital bölge enfeksiyonu gelişme riski fazladır. Bu yüzden bu bölgeyi temizlerken, silme işleminin önden aşağıya ve arkaya doğru yapılması gereklidir. Temizlik sırasında bebeğin bacakları hafifçe kaldırılıp açıldıktan sonra, NIVEA Baby Islak Temizleme Mendilleri ile, genital bölgenin üstünden başlanarak, aşağıda bulunan “anüs” bölgesine doğru yavaşça silinmeli ve bir daha kullanılmamak üzere atılmalıdır. Kaka bulaşmış bir pamuk parçası bir daha asla cilde sürülmemelidir. Bu işlem temizlik sağlanıncaya kadar birkaç kez tekrarlanır. Eğer silme işleminin yeterli olmayacağı düşünülüyorsa, bebeğin bez bölgesi yine önden arkaya doğru akarsu altında yıkanabilir.

    Alt Temizliğinde Bu Noktaları Atlamayın

    Bebeklerin günde altı-sekiz defa idrar yaptığı, bir-iki defa dışkı yaptığı dikkate alınacak olursa, saat başı ya da iki saatte bir bebeğin altının temizlenmesi gerekmektedir.
    Bebeğinizin altını NIVEA Baby Islak Temizleme Mendilleri ile sildikten sonra poposunu kuruması için bir-iki dakika açık tutun. Bezini kapatmadan önce mutlaka NIVEA Baby Pişik Kremi’ni, cildinde ince bir tabaka halinde kalacak şekilde sürüp bezini öyle kapatın.
    Alt temizliğinin bebeğin hassas cildine zarar verilmeden yapılması son derece önemlidir.

    Sadece su ile yapılan alt temizliği cildin kurumasına neden olabilir. Bebeğinizin cildini, losyon veya krem içeren, kalın ve dayanıklı temizleme mendilleri ile temizlediğinizde, bakımını da sağlamış olursunuz.

    Alt Temizliği ile İlgili SSS

    1. Bebeğin cildinde özel bakım gerektiren bölgeler var mıdır?

    Bebeklerin özellikle popoları özel bir bakım ve korumaya ihtiyaç duyar, çünkü bez bölgesi bebeklerde ve çocuklarda sık görülen cilt tahrişlerine karşı hassastır. Ayrıca bebeklerdeki cilt katmanları (özellikle epidermis tabakası) daha ince olduğundan sürtünmenin sebep olacağı tahrişlere açıktır. (ör: Bez bölgesinin bir kumaş parçasıyla temizliği bu tip tahrişlere yol açabilir.) Bunun yanında, idrarda bulunan amonyak ve dışkıyla ortaya çıkan maddeler de ciltte tahrişlerinin ilerlemesine sebep olabilir. Bu yüzden bez bölgesinin bakımı için etkili temizliğin yanı sıra bakım özelliği ile cildi tahrişlerden koruyan hassas temizleme ürünleri ve özel bakım ürünleri kullanılmalıdır.

    2. NİVEA Baby Nemlendirici veya temizleme mendillerini bebeğimin yüzünü veya ellerini temizlemek için kullanabilir miyim?

    NIVEA Baby Nemlendirici Temizleme Mendilleri’ni bebeğinizin tüm el, yüz, vücut ve popo temizliğinde kullanabilirsiniz. NIVEA Baby Kremli Temizleme Mendilleri’ni de tüm el, yüz, vücut temizliğde kullanabilirsiniz.Ancak içerdiği krem sayesinde daha fazla bakım sağlamak için özellikle bebeğinizin alt temizliğinde kullanmanızı tavsiye ederiz.

    3. NİVEA Baby Nemlendirici ve Kremli Temizleme Mendili arasındaki fark nedir?

    Nemlendirici temizleme mendilleri, su bazlı losyon içerirken, kremli temizleme mendilleri ise bebek kremi ve Gliserin içerir. Nemlendirici temizleme mendillerini bebeğinizin el, yüz, tüm vücut ve alt temizliğinde kullanabilirken, bakım özelliği daha fazla olan kremli temizleme mendillerini de özellikle bebeğinizin alt temizliğinde olmak üzere gene tüm vücudunun temizliğinde kullanabilirsiniz.
    Her ikisi de havlu yapısında olan NIVEA Baby Islak Temizleme Mendilleri, kalın, dayanıklı ve mikrosüngerleri sayesindeki emici dokularıyla, bebeğin tüm vücut ve alt temizliğinde eksiksiz ve yumuşacık temizlik sağlar.

    4. NİVEA Baby Islak Temizleme Mendilleri kullandığımda, bebeğimin poposuna krem de sürmem şart mı?

    Böyle bir şart yok. Bebeğinizin poposu temizlenirken, NIVEA Baby Kremli Temizleme Mendilleri ile içerdiği bebek kremi ve Gliserin sayesinde bebeğinizin cildine yumuşak bir bakım da uygulanmaktadır. Fakat özellikle her bez değişiminden sonra popo bölgesini pişik oluşumundan korumak,kızarıklık ve tahrişin önlenmesi için düzenli olarak alt bölgesine NIVEA Baby Pişik Kremi sürülmelidir.